Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç! İşsizim. Anlamıyor musunuz?” diyerek kendini yakan vatandaşımızın ölümüne çok üzüldük. Bazıları bu olayı: “Siyasi şov.” Filan diye hafife almaya, ülkede aç kimsenin olmadığını, Afrika ülkelerinde aç oldukları halde  insanların kendilerini yakmadıklarını söylemeye kalktı. Peki, benzer düşüncede olanlara soralım: Şu anda 17 milyona yakın vatandaşımız niçin sosyal yardımlarla ayakta duruyor? Her şey yolundaysa  ülke nüfusunun %20’si sosyal yardım talep eder mi?

Cebinde günlük ekmeğini alabilecek kadar parası olmayan insanlar var. Fırınların askılarından, lokantaların askıdaki yemekler ile  ihtiyaçlarını karşılayan vatandaşlar mevcut. Türkiye toplumsal dayanışmanın güçlü olması nedeniyle Adem Yarıcı vakalarının çoğalmasını yardımlaşma bilinciyle engellediği halde; yavaş yavaş sıkıntının büyüdüğünün de farkına varmalıyız.

Bütün bireyler bir eli yağda, bir eli balda olamaz kuşkusuz. Ancak, iş bulamayan, çalışamayan, sosyal yardım talep ettiğinde Bağkur’lusun, üzerine araba var, tarlan tapan var. Diye talebi karşılanmayan, borçlu olduğu için Bağkur’la ilişkisini kesemeyen, üzerindeki tarladan çorak olması nedeniyle bir lira gelir elde edemeyen vatandaş derdini nasıl anlatacak? Abartmayın. Her şey normal. Diyorsanız etrafa biraz daha dikkatli bakın. Kış kıyamette evinde odunu, kömürü olmayan, soğukta oturan insanlar yok mu?

Bu tür olayların engellenmesi için,  vatandaşın taleplerine kulak verilmesi, incelemelerin bizzati sahada yapılması, taleplerin reddi başvurana iyi anlatılması gerekir. Karar veren yöneticilerin yasal mevzuatı değerlendirirken empati yapması, vicdanının sesine de kulak vermesi yararlı olur. Adem Yarıcı’nın ölümü sonrası çocuklarına Hatay valiliğinin sahip çıktığını da paylaşarak saygılar sunuyorum.