Akıl; bilgi edinmeye yarayan bir güçtür. İnsan bu güç ile bilgi edinir, fikrini ortaya koyar ve uygulamaya geçer.  

      Akıl danışmak akıllının işidir. Çevremizle, inancımızla ve kalbimizle iletişime geçersek buna aklı selim diyoruz.  

      Bizler fikirlerimizin kabul görmesini isteriz.

      Akıllı fikirlerle ikna etmek; bireysel veya toplumsal düzeydeki değişimin, başlangıç noktasıdır.

      “Akıl akıldan üstündür” şeklinde atasözümüzden yola çıkarsak, bir insanın diğerini etkilemesi, fikirleriyle onu yönlendirmesi, verdiği bilginin benimsenmesi, istediği yardımın yapılması, insanların beklentisine karşılık verilmesiyle ikna ortaya çıkar.

      Bir liderin mutlaka sahip olması gereken en önemli özellik, kendi fikirlerini insanlara anlatabilme, kendi düşüncelerini onlara aktarıp onları ikna edebilme gücüdür.

      Sadece liderler ya da politikacılar değil, iş adamları, bilim insanları, anne-babalar, öğretmenler, antrenörler, doktorlar, satıcılar kısacası tek başına değil de bir başkasıyla iletişim içinde iş yapan herkesin başarıya ulaşmak için insanları ikna etme zorunluluğu vardır.

      Her ne yapıyorsak yapalım, karışımızdakileri ikna etmeden, onların gönüllü katılımını almadan başarılı olmamız mümkün değildir.

      İkna etmek, bir fikri; zorla ya da kandırarak kabul ettirmek değildir. İkna etmek, insanların fikirlerini, tutumlarını, davranışlarını kendi istekleriyle değiştirmeyi kabul etmelerini sağlamaktır.

      Kendi çıkarını düşünen kişiye, gerçekten çok akıllı olsa bile danışmak ve fikir almak, faydalı değildir.

      Akıl-Bilgi ikilisi, zararlı ve faydalı şeyleri birbirinden ayırır.

      Aklımızı kullanalım, fikrimizi ortaya çıkaralım ve ikna edelim.

      Fikirleri dinleyelim, aklımızı kullanalım ve ikna olurken hata yapmayalım.

      Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.