Bugün 3 Aralık, Dünya Engelliler Günü.

         Kimi doğuştan kimi sonradan, kimi ünlü kimi ünsüz… En büyük dehalardan bazıları engelli. Engelliliklerinin yanında zeka, vizyon, kararlılık, hayal gücü, yaratıcılık, işi sevmek, cesaret, mücadele etmek vb. gibi kişisel özellikleri de ortak noktaları.

         Hiç etrafa baktınız mı? Otobüsler, caddeler, binalar, engelliler de düşünülerek inşa edilmiş mi? Onları sosyal faaliyetlere hazırlayacak tedbirler alınıyor mu? Devlet, kısıtlı bütçeyle birtakım işlere imza atsa da yetersiz kalıyor. Bu noktada hayırseverler ve gönüllülere, iş düşüyor.

         Gün, engeli olanları anlamanın, empati kurmanın, farkında olmanın, “yaşamı onlar için nasıl daha yaşanılır kılarız” ı düşünmenin ve tartışmanın günü.

         Engellinin karşılığı, sözlükte; “fiziksel veya zihinsel bir rahatsızlık nedeniyle bazı hareketleri doğuştan ya da sonradan kısıtlanan kişi” olarak geçiyor.

         Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de yasayla korunmuş engelli hakları vardır. Engelli insanlara, engellerini gidermek ve adaleti sağlamak amacıyla, verilen haklardır.        

Engelliler tarafından asıl istenen ama bir türlü gerçekleşmeyen konu, maddi açıdan indirim vb. gibi tanınan ayrıcalıklardan ziyade, sözde engelsiz ama engelli adayı olduklarının farkında olmayan insanlar tarafından ikinci sınıf muamelesi görmemenin, sağlanması. Aslında verilmesi gereken tek hak devlet tarafından değil toplum tarafından verilmeli.

         Engellilerin yaşama şartları normal bir insanın yaşama şartlarına göre çok daha zor. Bunun en önemli sebebi, sosyal çevrenin engelli kişiye yaklaşma şekli. Engelli insanlar toplum tarafından dışlanmamalı ve ikinci plana atılmamalıdır. Engelli kişiye karşı en büyük görev kendi ailelerine düşmektedir. Engelli kişiyi diğer insanlardan ayırt etmemeli ve onun da hayatta etkin olabileceği bilincine varılmalıdır. Bunun için toplumdaki insanların bilinçlendirilmesi önemli bir konudur.

         Sosyal hayatta engelli insanları arka plana atmak, hor görmek, engelliler üstünde toplumsal bir baskı oluşturmak, engelli kişiyi yavaş yavaş toplumdan soyutlamaya başlatır.

         Günümüzde engellinin yeri ve konumu en büyük problem alanı. Onlara nasıl davranacağımızı bilmiyoruz. Hatta engelliyi hiçbir yere koymadan yok saymak gibi bir seçenek de toplumun bir bölümünde, kabullenilmiş.

         Durum şu; Engellilerle mümkün olduğunca karşılaşmayalım, zayıflıklarını görmeyelim. Onları uzaktan sevmeyi tercih ediyoruz.

         Engelliden kaçarak, kendi gerçeklerinden kaçacağını düşünenler var. Bu durum bir tür ‘rahatlık’ sağlıyor olmalı. Engelliden uzak durmanın veya kaçmanın en önemli nedenlerinden biri, bu korku.

         İnsan garip bir şekilde güçlüyü ve güçlü olma duygusunu seviyor.

         Engelli ise toplumda zayıflığın, çaresizliğin sembolü.

         Bu zayıflık sembolüyle yan yana anılmak istemiyoruz…

         “Her sağlıklı insan, bir engelli adayıdır” cümlesini, tekrara tekrar okuyalım.

         Sağlıklı olan bireyler, engelli bireyleri düşünmeli ve onlara yardımcı olmalıdır.

         Engelli olan engelsizlerden, olmayalım.

         Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.