Geçen hafta bugün, İzmir ve çevresinde meydana gelen, kurumların 6,6 ile 6,9 arasında gidip gelen büyüklük bildirimlerindeki deprem, insanımızı aramızdan aldı. Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara da acil şifalar diliyorum.    

      Her yıkım sonrasında, depreme hazırlıklı olmakla ilgili söylemedik söz bırakmıyoruz. Değişen olmuyor ve depremin psikolojik artçı etkisi geçince başlıyoruz unutmaya. Hem de her şeyi unutmaya ...

      Evler, insanlar içindir. Her şeyden önce evler ve apartmanlar, insanın değeri kadar sağlam yapılmalıdır.

      İnşaat; demir, kum, kireç, çimento, tuğla, kiremit gibi malzemeleri bir araya getirmek değildir.

      Depremle mücadele etmek ya da depreme karşı önlem almak, deprem olduktan sonra değil depremden önce yapılmalıdır.

      Geçen hafta bugün kenetlendik. Önceki yıkımlarda olduğu gibi.

      İnşaatın çürüğü var da insanın çürüğü yok mu? Tekrar sahnedeydiler. Kin, nefret ve zehir kustular.

      Geçen hafta bugün bir kez daha tanık olduğumuz acı gerçek şu ki insanları öldüren, yaralayan ve evsiz bırakan aslında deprem değil binaların depreme dayanıksız biçimde inşa edilmiş olmasıdır.

      Geçen hafta bugün, müteahhitler ve apartman sakinleri bir türlü uslanmamış ki

çok kazanmak için çürük bina yapmışlar ve de işyerlerini geniş tutmak için binanın taşıyıcı kolonlarına keserek en ufak sarsıntıya karşı bile güvensiz hale getirmişler.

      Geçen hafta bugün, ders almadığımızı gördük.

      Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.