Hala bazı vatandaşlar birbirleriyle tartışıp iddiaya bile giriyorlar: “Görmeyen avukatlık yapamaz.” Yahu ben 5 yıldır avukatım. Başka arkadaşlarım davar. Mesleğimizi biz en iyi biçimde yapıyoruz. Herhangi bir sıkıntı yok. Desek de inanmıyorlar. Bu inanmayanlara, iddiaya girenlere yanlış düşündüklerini, gerçeğin böyle olmadığını anlatmak için ne yapmak gerektiğini düşündüm. İlk andan itibaren hukuki sürecin bütün aşamalarında adamı yanında taşıyacaksın. Ona nasıl bilgisayar kullandığımı, nasıl dilekçe yazdığımı, evrakları hazırladıktan sonra davayı açıp duruşmalarda ne yaptığımı tek tek  birlikte gidip göstereceğim ama, o yine inanmayacak. Çünkü, şartlanmış.  Kafasına görmeyen birisi avukat olamazı kazımış. Bunu oradan söküp atmak kolay değil.

Ön yargı dediğimiz tam işte bu. Görmeyen birisi yolda yürüyemez, yemeğini yiyemez. Yatağını toplayamaz. Giyinip soyunamaz. Mutlaka birilerin yardımı gerekir. Sanıyorlar. Arkadaş, öğretilince görmeyen birisi yemeği yapar. Ütü yapar. Yolda yürür. Soğan, patates  doğradığı gibi; çamaşır yıkar, süpürge yapar. Çiçek sular. Bahçe kazar. Sözün özü kendi başına imkanlar el verdiğince yaşar.  Örneğin: Ben doğuştan hiç görmüyorum. Sabah kalkar, çayı koyar kahvaltıyı hazırlar ve edip evden çıkarım. Eşim görüyor. Her zaman onu kaldırmam. Yapabileceğim işlerle ilgili başkalarından yardım almam. Yardım aldığım şeyler de var mutlaka. Her insanın zaman zaman bir başkasının yardımına ihtiyacı olur.

Ben memuriyet yaşamımda da bu tür saplantılı kişilerle karşılaştım. Onlar da benim müdür yardımcısı olmamı yadırgayıp yapamayacağım konusunda hayli iddialılardı. Yıllarca o görevi başarıyla yaptım. Emekli oldum gitti hala yapamayacağımı söyleyenler var. Bazı şeyleri ne kadar anlatırsanız anlatın, karşınızdaki neye inanıyorsa o mottan çıkamaz.  Oraya takılır kalır.

Bu yazıyı okuyan ve görme engelli birisi şunu yapamaz, bunu yapar tartışmalarının tarafı olanlar varsa, okuduğunuz köşe yazısını da ben yazıyorum. Oturdum bilgisayarın başına aynen görenler gibi takır takır yazıyorum. On parmakla yazıyorum. Harflerin yerini görmeme gerek yok. Elimi klavyenin üzerine koyunca olay bitiyor. İnanmıyorum! Yapamaz, yazamaz diyenler gelsinler ofisime çayımızı kahvemizi içsinler kendileri bizzati gözleriyle görsünler. Başka ne diyeyim. Saygılarımla.