10 Ocak Cuma günü yayımlanan, çalışan, çalışkan gazeteci, başlıklı yazımı; ‘’Savaş muhabirlerini de unutmuş değilim. Gelecek yazımda, onları anlatmaya çalışacağım‘’ diyerek noktalamıştım.

      Savaş Muhabiri, gazete, televizyon ve radyo tarafından, savaş ya da çatışma ortamından direkt gözlem yaparak, kurumuna haber ulaştırmak için görevlendirilmiş gazeteci, olarak tanımlanıyor

      Gazeteciliğin esası muhabir olmaktır. Basın ve yayın organlarına, haber toplamak, bildirmek ve yazmaktır. Gazetecilik içinde sınıflandırma yapacak olursak, en zorlusu muhabir olmaktır. Özellikle de savaş muhabirliği yapmak çok çok zordur.

      Koltuklarda otururken dünyanın birçok ülkesinden, savaş haberlerini izliyoruz. Ekrana bakarken bizi heyecanlandıran ve korkutan görüntüleri, savaş muhabirlerine borçluyuz.

      Basın ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler toplumun haber almasını da etkilemiştir. Buna bağlı olarak sıcak çatışmalardan ve savaşlardan daha fazla haberdar olmak istenmektedir.

      1991 yılı ocak ayında, I. Körfez Savaşı’nın canlı yayınlanması, teknolojinin geldiği

son noktayı göstermiştir. Körfez’deki savaşın canlı yayınlarda verilmesi ve Türkiye’nin yanı başında cereyan etmesi, Türk medyasındaki muhabirler açısından da dönüm noktası olmuştur.

      Gazeteci, herkesin kaçtığı yere koşarak gider. Gazeteciliğin tanımı olarak da

bilinen bu kavram, söz konusu savaş muhabirliği olduğunda daha da anlam kazanmaktadır. İnsanların hayatlarından endişe duyduğu, tüm yaşamını geride bırakarak kaçtığı yerler, savaş muhabirlerinin görev alanı olmaktadır.

      Sıcak çatışmanın tarafları, çatışma ortamlarında görev yapan muhabirlerin

olayları kendi menfaatleri doğrultusunda haberleştirmelerini istemekte, bunun

aksine haber yapan muhabirleri “ajan” ya da “provokatör” olarak görebilmekte

ve bunun sonucunda muhabirleri gözaltına alabilmekte, hayatlarını kaybedenler bile olmaktadır.

      Anadolu Ajansı, 2012 yılından beri savaş muhabirliğinin kurumsallaşması yönünde önemli adımlar atmıştır. Anadolu Ajansı Haber Akademisi, AA habercilerinin ve diğer basın kuruluşu çalışanlarının katılımına açık olan savaş muhabirliği sertifika programları düzenlenmektedir. Bu eğitimde gazeteciler, önce hayatta kalmayı

sonra da kritik bölgelerde yapılan haberleri, çekilen fotoğraf ve görüntüleri merkeze hızlıca iletebilmeyi öğrenmektedir.

      Savaş Muhabirliği Sertifika Programı, Türkiye’nin iki köklü kuruluşu Anadolu Ajansı ve Polis Akademisinin iş birliğiyle gerçekleştiriliyor. Programa Türk Silahlı Kuvvetleri ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı da yetişmiş eğitimci kadrosuyla, destek veriyor.

      Savaş muhabirleri olmasaydı, dünyamız bazı gerçeklerin farkında olamayacaktı. Hayatlarını riske atan bu insanlar ne olursa olsun isimsiz kahramanlar olarak, hafızalarda hep yer bulacaklar.

Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.