Uzun ve kurak bir dönemi geride bırakıyoruz.

Mevsim gereği son birkaç günü saymazsak yağmurun bu yıl epey geç düştüğü söyleyebilirim.

Yaşanılan kuraklık barajların azalmasına neden olurken hükümetinde su tasarrufu konusunda önlemler almasına neden oldu.

Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmakta.

Oysa su canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir.

En küçük canlı organizmadan, en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik hayatı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur.

Dünyamızın 3/4 'ünü Su kaplamaktadır.

Ancak Dünyadaki suların %2.5'i tatlı sudur.

Yüzde 70'i buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır.

2050 yılında su sıkıntısı çeken ülkelerin sayısı 54'e, bu şartlarda yaşamak zorunda kalan insanların sayısı 3,76 milyara yükselecektir.

Bu durum 2050 de 9,4 milyar olması beklenen dünya nüfusunun % 40'ının su sıkıntısı çekeceği anlamına gelmektedir.

Size bilmediğiniz bazı ilginç bilgiler vermek isterim.

Doğa yeniden su üretemez.

10 dakikada 1 kahve fincanını dolduracak bir delik, yılda 11.000 litre suyun boşa gitmesine yol, su akıtan bir tuvalet sifonu bir yılda 83.000 litre suyun boşa gitmesine sebep olur. Bu miktar suyla bir yıl boyunca, her gün 3 defa banyo yapabilirsiniz.

Özellikle koronavirüs salgını ile mücadele ettiğimiz şu günlerde suyun değeri iki kat arttı.

suyu tüketebileceğimiz ve karşılığında fatura ödeyeceğimiz kaynak olarak görmekten vazgeçmeli ve suyun toprak gibi en yaşamsal doğal varlıklarımızdan biri olduğunu hatırlamalıyız.

Saygılarımla.