Büyük ihtimal hepimiz bu cümleyi bir yerlerden duymuşuzdur, insanların beynini tam kapasitede kullanmadığını, kullanırsa dehşet verici insanüstü özelliklere sahip olacağını. Bu bilgi tabii ki de doğru değildir. Peki bu bilgi neden bu kadar yaygındır?

Bunun en önemli sebeplerinden biri Lucy adlı filmdir. İnsanların büyük çoğunluğu filmlerde duydukları bilgileri bir kitapta okuduğu şeyden daha kolay aklında tutar. Çoğumuz şırıngada hava boşluğu olmaması gerektiğini Cüneyt Arkın’dan öğrenmedik mi? “Siz doktor değilsiniz, şırıngada hava boşluğu var.” Scarlett Johansson ve Morgan Freeman gibi büyük aktörlerin yer aldığı Lucy filminde de başrolümüz Lucy’nin vücuduna CPH4 dolu sentetiklerin etki etmesi sonucu beynini olağandışı(!) bir şekilde tam kapasitede kullandığını görürüz. Bunun sonucu olarak Lucy vücudunu, elektriği, dijital aletleri hatta zamanı kontrol etmeye başlar. Bu da insanların aklında “Vay be demek beynimizi tam kapasitede kullansak bunları yapacağız!” cümlesini kurmasına neden olur.

Tabii ki bütün suçu Lucy’e atamam. Beyin kapasitemizin tamamını kullanmama yanlışının tarihi daha da eskilere uzanmaktadır. Sizi 1890 yılı Harvard Üniversitesi psikoloji bölümüne götürmek istiyorum. William James ve Boris Sidis isimli iki bilim insanı günümüzde (1890) insan beyninin ulaşabileceği en fazla IQ seviyesinin 250-300 arasında olabileceğini tahmin etmiştir. Bu IQ seviyesine ise dünyadaki insanların sadece %3’ünün ulaşabileceğini düşünmüşlerdir. Bu araştırmanın insanların sadece beyninin %3’ünü kullanıyor olarak yorumlanması ile günümüze kadar süregelen bir yanlış algıya sebep olmuştur.

Peki insanların beyin kapasitelerinin tamamını kullandığını nereden biliyoruz? Bunu çeşitli bilim dalları ile ele alabiliriz.

Beyin patolojisi açısından iddiayı değerlendirirsek; eğer beynimizin sanıldığı gibi küçük bir kısmını kullansaydık insan beyninin aldığı hasarların büyük çoğunluğu etkisiz olurdu. E sonuçta %3’ünü kullanıyoruz kardeşim ne olacak 5’i gitse.

İddiayı çürüten ikinci şey ise PET(Pozitron Emisyonlu Tomografi) ve fMRI (Fonksiyonel Manyetik Rezonans İmgeleme) teknolojileridir. Bu gelişmiş görüntüleme teknikleri sayesinde insan beyninin uyku durumunda bile tam kapasitede kullanıldığını gözlemleyebiliyoruz.

Üçüncü değerlendirmemiz ise anatomiden gelmektedir. 1800’lü yılların sonunda insan beyninin tek bir organ olarak değil parça parça, koordineli bir şekilde çalıştığı ispatlanmıştır. O parçaların da sadece %3’ünü kullansaydık vay halimize.

Dördüncü olarak beyin histolojisi açısından iddiayı yorumlarsak Tekil-Birim Kaydı ismi verilen teknoloji ile beynin bütün hücreleri her saniye çalıştığını ve bu iddianın yazımda dördüncü kez çürütüldüğünü görebiliriz.

Bu liste daha uzar gider fakat biz asıl konumuza dönelim. Günümüzde bazı insanlar hala bu düşünceye inatla bağlı kalmaktadırlar. İnsan zekasının şuan çok düşük bir seviyede olduğunu, bunun çok daha üstüne çıkabileceğimizi düşünürler ki bunun sebebi de kendini tepede görmesinden kaynaklanmaktadır.

Sonuç olarak insanlar da, yunuslar da, köpekler de beyin kapasitelerinin %100’ünü kullanmaktadır. Yani maalesef zamanı kontrol edemeyeceksiniz, üzgünüm.