Hastaneye girdin ve ...

      ‘Doktoorrr’ diye bağırıyorsun, ses yok !

      ‘Hemşireee’ diye bağırıyorsun, ses yok !

      ‘Yardım ediiinnn’ diye bağırıyorsun, ses yok !

      ‘Kimse yok muuu?’ diye bağırıyorsun, ses yok !

      Veee ... son!

      Niye son?

      Şikayet ettiğimiz,

      Azarladığımız,

      Sövdüğümüz,

      Dövdüğümüz,

      Hatta öldürdüğümüz, tıp çalışanlarına nasılda muhtaç kaldın ve sonun geldi.

      Her gün sağlık çalışanlarının hastalar tarafından uğradıkları şiddeti haberlerde izliyoruz. Hastanelerde çalışan doktorlar gün içerisinde çok fazla hasta ile ilgilenmek zorunda kalıyorlar. Bunlar sağlık personelinin yaşadığı sorunlardan sadece iki tanesi. Tıp Bayramı sayesinde hem sağlık çalışanlarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi hem de hastalara daha iyi hizmet verebilmeleri ile ilgili neler yapılabilir konuları tartışılıyor. 1976 yılından beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart’ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmaktadır.

      Tıp Bayramı, 14 Mart 1827’de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı’daki Tulumbacıbaşı Konağı’nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye’de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, “Tıp Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

      İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart’ında işgal altındaki İstanbul’da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran’ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişti. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının, yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.

      Sağlığımızı emanet ettiğimiz tıp çalışanlarının beyaz önlüklerini, kanlarıyla kirletmeyelim.                                      

      Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.