Futbol kulüp başkanı gider, enkazı kalır ...

      Deprem vurur, enkazı kalır ...

      Sel gelir, enkazı kalır ...

      Yangın çıkar, enkazı kalır ...

      ...................., enkazı kalır ...

      Enkaz kelimesi, dilimizde oldukça çok kullanılan kelimelerden biridir.

      Türk Dil Kurumu, enkaz kelimesinin anlamını; yıkıntı, döküntü ve çöküntü, olarak tanımlıyor.

      Herkesin hayatında en az bir kez "enkaz devraldım" olayı yaşanmıştır. Her enkaz devraldığınızda düzeltmeniz, toparlamanız gereken bir sürü iş sizi beklemektedir.

      Bir enkaz devralmak, sıfırdan var etmekten çok daha zorlu bir süreçtir.

      Dünyada hangi ülke gelişmişse, kalkınmasını çok büyük ölçüde kendi iç tasarruflarına dayandırmıştır.

      Küreselleşmiş ekonomik ortam, dünya ülkelerini birleştirmiş durumda. Finans piyasaları, tek bir ülke piyasası görünümüne girmiş durumda. Bu nedenle yabancı yatırımcılar için dış kaynaklara yönelmek çok daha kolay ve uygun hale geldi.  

      Türkiye, yabancı yatırımcılar için önemli bir fon değerlendirme merkezi. Ülke ekonomisinde yarattığı kırılganlıklar ve anlık değişimler bir kenara bırakılırsa; finansal enstrümanlarda değerlendirilen yabancı fonlar, ülkemiz için çok önemli bir kaynak.

      Yabancı sermayenin kötü yanlarını da unutmamak gerekiyor. Ekonomik bağımlılık, teknolojik bağımlılık, yerli ve milli kalkınmanın engellenmesi ... ilk akla gelenler.

      Tekrar başa döndük ve ‘gerekirse ekonomik acı reçete’ söylenmeye başlandı.

      Acı reçetenin, ekonomik sorunların aşılmasında çözüm olarak görülen ve belli bir süre herkesçe katlanılması gereken sıkıntı verici uygulama olduğunu, ülkece biliyoruz.  

      Nerede ekonomik acı reçete varsa orada ekonomik enkaz vardır.

      Kendi ekonomik enkazını devralmak ve topluma ekonomik acı reçete yazmak!

      Reçeteli uçuşlara ...

      Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.